Arşiv

Archive for the ‘Kişisel’ Category

Yurt Dışında Güvenli Beslenme İçin İpuçları

Nisan 17, 2011 Yorum yapın

Blogda zaman zaman iş nedeniyle yurt dışına gittiğimden bahsediyorum.Gittiğim yerler dünyanın farklı bölgelerinde olabiliyor (örn: yandaki fotoğraf Johannesburg’da yemek için gittiğimiz et lokantasındandan) Ben de hassas ve kolay etkilenen bir insan olduğumdan, özellikle yurt dışındayken yediğim içtiğim şeylere çok dikkat etmem gerekiyor.

Geçen hafta yine bir denetim nedeniyle Azerbaycan’daydım.Azerbaycan benim en zor kendime uygun yemek bulabildiğim yerlerden biri . Hem yiyeceklerin tadı farklı geliyor, hem de hijyen konusunda endişelerim oluyor. Kaldığım yerden fabrikaya doğru giderken yolun kenarındaki kasapların hemen hepsinin önünde bir askı bulunduğu ve askıda açık havada karkasların, hayvan parçalarının sergilendiğini söylersem belki durumu daha iyi açıklamış olurum.Ayrıca üstüste farklı mekanlarda zayıf kişisel hijyen uygulamalarıyla karşılaşınca aklıma böyle bir yazı hazırlamak geldi.Belki turistik ya da iş seyahati için yurtdışına çıkan başka birilerinin daha işine yarar bu bilgiler.

  • Yurt dışındayken  bir mekana gittiğimde benim özellikle dikkat ettiğim şeylerden biri yemeği hazırlayan , sunan kişinin kişisel temizliği. Elleri temiz mi, tırnakları kısa mı, eldiven varsa yırtık, terli ve kirli mi. Para, çöp gibi kirli yerlere dokunduktan sonra, tuvaletten çıkınca ellerini yıkıyor mu ya da eldivenlerini değiştiriyor mu?
  • Mümkünse üretim yapılan yerin temizliğine bakmak gerekiyor.Kullanılan ekipmanların ve ortamın nasıl göründüğü de önemli. 
  • Gıda zehirlenmesine neden olabilecek şeylerin en başında içme suları geliyor. Gerçi su kalitesi  ülkeden ülkeye değişiyor, mesela Hollanda’da çeşmeden akan suyu içebilirsiniz ama Mısır’da duş alırken ağzınıza girecek su bile hastalanmanıza neden olabilir. O yüzden yurt dışındayken
    içmek için şişelenmiş su tercih etmekte fayda var.
  • Bunun dışında yine temiz olmadığını düşünüyorsanız o suda yıkanan meyve sebzeleri, salataları yemeyin.Kaynamış suyla hazırlanan çay , kahve gibi içecekler dışında içecek tüketmeyin. Ayrıca buz da kullanmazsanız iyi edersiniz çünkü buz aynı sudan elde edilmiş olabilir.
  • Mümkünse meyve sebzeyi kendiniz soyun /doğrayın
  • Yemek için sipariş verilirken ısıtılması zor olmayan sulu veya küçük parçalı yiyecekler seçmekte fayda var, böylece yetersiz ısıl işlemden kaynaklanan zehirlenmeler engellenmiş olabilir.Ayrıca çiğ ya da az pişmiş gıdalardan uzak durmak akıllıca olacaktır.
  • Proteinli gıdalar özellikle riskli olduğundan ısıl işlemden geçmemiş süt ürünleri ve deniz ürünleri de uzak durulması gereken gıdalardan
  • Açık büfelerde özellikle ortamın çok sıcak olduğu yaz aylarında mayonez gibi kolay bozulan bir malzemeyle yapılmış ürünleri tüketmeyin.
  • Herhangi bir gıdaya alerjiniz varsa tüketeceğiniz ürünün içinde o maddeden bulunup bulunmadığını önceden mutlaka sorun

 TIPS FOR A SAFE FOOD WHILE TRAVELLING ABROAD

In the blog I sometimes write about my journeys abroad for business purposes.The places I visit can be any part of the world (e.g. the photo abroad was in the meat restaurant in Johannesburg) And as I am a very sensitive person and get poisoned easily I must always be very carefull with what I am eating.

Last week I was in Azerbaijan for an audit. Devamını oku…

Şikayet konusunda ne kadar bilinçli bir tüketicisiniz?

Ocak 25, 2011 2 yorum

Tüketici olarak şikayet konusunda ne kadar bilinçli olduğunuzu düşünüyorsunuz? Aldığınız gıda ürününde farkettiğiniz bir sorunu ürün etiketi üzerindeki kontak bilgilerini kullanarak firmaya iletmeyi mi tercih ediyorsunuz, yoksa sadece markaya küsmekle mi yetiniyorsunuz?

Denetimlerde bize firmanın sistemiyle ilgili en çok fikir veren şeylerden biri  gelen şikayetlerin niteliği ve firmanın şikayet yönetim prosedürlerini işletmedeki etkinliği oluyor. Nitelikli şikayet firmanın gözden kaçırdığı veya sistemde değişikliğe ihtiyaç duyulan  bazı durumları tespit etmekte firmaya yön gösteriyor.Bu yüzden şahsen tüketici olarak yaşadığım sıkıntıları şikayet olarak bildirmeyi firmaya karşı sorumluluğum gibi görüyorum.Ben şikayetimi ilettikten sonra firmanın yapacaklarını izlemek de oldukça ilginç oluyor.

Bunun en son örneği bu ayın başında marketten aldığım bir meyve suyu markasıyla ilgili !  Gün içinde alışveriş yapıp eve geldiğimde  marketten getirdiğim poşetleri yerleştirirken meyve suyunun üzerinde  tanımlama bilgisi olmadığını farkettim ve firmaya hemen konuyla ilgili bir mail attım.Akşam attığım maile sabah 11 gibi firmadan cevap geldi.Benim uygun olduğum bir başka gün satış ekiplerinden birini gönderip ürünü aldırdılar , yerine de beni mağdur etmemiş olmak için yeni bir paket ürün bıraktılar. Tüketici olarak ben bana gösterilen ilgiden gayet memnun oldum.
Ama tüketici şikayetlerinde tüketici ayağı dışında işin bir de üretici ayağı var:
-Satış ekibine gelen şikayetler kimde toplanıyor?
-Gelen şikayet bu kişi tarafından firma içinde kimlere iletiliyor? 
-Şikayetin nedeni araştırılıyor mu?Benim örneğimde firma o partinin neden kodlama yapılmadan piyasaya sürüldüğünün nedenini kendi içinde bulabilmiş olmalı mesela.
-Firmanın kendine sorması gereken diğer sorular bu durumdan etkilenen başka ürünler de piyasaya sürülmüş mü?
-Bu hata etkilenen ürünleri piyasadan geri toplamayı gerektirecek kadar büyük bir hata mı?
- Bu hatanın tekrar yaşanmaması için nasıl bir aksiyon almalıyız? Hatta kodlama hatalarını tespit eden bir ekipman eklenmesi , ya da paketlenen ürünlerin hatta bir personel yeniden gözden geçirilmesi bir aksiyon olabilir mesela.
-Ve firma belli aralıklarla aldığı şikayetleri değerlendirip, trend analizi yapmalı ki gidişatı gözden geçirebilsin.Üstüste aynı konuda şikayet geliyor mu , en çok hangi hat/ürün/bölge  ile ilgili şikayet geliyor.Şikayet konuları neler? Aksiyon alınan kısımlarla ilgili şikayetler devam ediyor mu?

Şikayet firmaların sistemini iyileştirmeleri için itici bir güç.Siz de tüketici olarak bu gücü üreticilerden esirgemeyin!

HOW CONSCIOUS ARE YOU CONCERNING COMPLAINTS?

As a consumer, how sensitive do you think you are, concerning complaints? When you have a problem with a food product, do you prefer to inform this or do you just sulk to the producer company? Devamını oku…

Kanyon Şarap Tadım Günleri

Kasım 29, 2010 Yorum yapın

Kanyon şarap tadım  Geçtiğimiz cumartesi arkadaşlarımla beraber farklı bir etkinlikteydik.Kanyon’da düzenlenen şarap tadım günleri şarap sektöründen pek çok profesyonelin yanısıra benim gibi şarap içmeyi seven ama şaraptan pek anlamayan meraklıları da misafir etti.
Etkinlikte şarap tadımı dışında şarapla ilgili konularda seminerler  de yer aldı.Etkinlik 25-28 Kasım tarihleri boyunca sürmüş ama ben sadece cumartesi gününe katılabildim.

Katılan 13 firma arasında Doluca, Sevilen, Diren,Pamukkale gibi eski isimlerin yanısıra yeni üretici sayısının fazlalığı dikkat çekiciydi.Bahsettiğim yeni firmaların temsilcileriyle konuştuğumuzda hepsi geleceğe yönelik yatırımlar yapmayı planladıklarından bahsetti.Dikkatimi çeken bir detay tüm firmaları biraraya getiren bu organizasyonda iki büyük firma olan Mey ve Kavaklıdere’nin  yer almadığıydı, neden katılmayı tercih etmediler bilmiyorum ama onların standlarını da görmek isterdik.

Etkinlikle ilgili eleştireceğim tek nokta şarapların plastik kadehlerde sunulması ve denenen şarabın tükürülebileceği bir kap/fıçı bulunmaması idi.Gerçi sektörde ilk sayılacak böyle bir organizasyon için çok büyük bir kusur sayılmayabilir ama gelecek seferler için bir iyileştirme fırsatı olarak yazmadan edemedim.

Sektörün 10 yıl önceki durumuyla karşılaştırıldığında bu kadar kapsamlı bir organizasyon yapılması ve bu kadar çok yeni üreticinin bu sektöre yatırım yapmasını biz  çok heyecan verici bulduk, umuyorum sektörde aynı yükselen ivmeyi ve heyecanı gelecek yıllarda da hissetmeye devam ederiz.

Münih Havaalanı’nda 6 Saat

Ekim 25, 2010 2 yorum

Munih havaalanı   Sürekli seyahat etmeyi gerektiren bir iş genelde dışarıdan bakanlara çok eğlenceli görünüyor farkındayım.’Bu kadar hareketli bir işinin olması çok güzel olmalı’ benzeri sözleri çok sık duyuyorum, oysa ne kadar eğlenceli görünse de sadece seyahat etmek bile kendi başına oldukça yorucu bir şey.

Bugün Almanya’da önemli bir müşteriyle yapılacak bir toplantıya katılmam gerekiyordu,Münih aktarmalı 6.30 uçuşu için 4′te kalkıp havaalanına geldim, uçağım Münih’e 20 dakika gecikmeli varınca maalesef bağlantılı uçuşu kaçırdım ve saat 9′dan beri 15.30daki bir sonraki Bremen uçuşunu bekliyorum.Hem toplantıyı kaçırdım,hem sabah boşuna o kadar erken kalkmış oldum, hem de sinirlerim bozuldu.Umarım akşam sağsalim otelime vardığımda biraz dinlenme fırsatı bulabilirim.Tek tesellim zorunlu yaratılan bu boş zamanda birkaç işimi halletme fırsatı bulabilmem.

Sürekli nasıl denetçi olabilirim diye soran meslektaşlarıma arada işin zorluklarından da bahsetmek fena olmaz diye düşündüm.Hem böylece ben de en azından şu anda içinde bulunduğum durumu blogumda paylaşarak içimi dökmüş olurum dedim.

Categories: Kişisel
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.