İsraf Ettiklerimizle Bir Dünya Doyuyor

Mayıs 13, 2015 Yorum bırakın

fotoğraf 1Bildiğiniz gibi geçen hafta ‘Gıda Güvenliği Kongresi’ düzenlendi . Bu ay çok yoğun geçtiğinden kongrenin tek bir gününe katılma şansım vardı , ben de programı gözönünde bulundurup, bana konular daha ilginç geldiği için kongrenin ikinci gününe katılmayı tercih ettim.

Benim katıldığım gün, sabah oturumunda farklı sektörlerle ilgili yasal gereklilikler, öğleden sonra da gıda gerçekliği konuları işlendi. BRC standardının 7. versiyonla beraber popüler bir konu haline gelen gıdalarda taklit ve tağşişle ilgili sunumları merakla bekliyordum ve tüm konuşmacıların sunumlarını da gerçekten ilgiyle dinledim, herkesin ellerine sağlık.

Benim için en çarpıcı sunum Slovenya Primorska Universitesi’nden Peter Raspor’un ‘gıda ve etik’ konulu sunumu oldu.Raspor diyor ki dünyada tüketilen gıdanın üçte biri atılıyor. Bu şu demek: dünyadaki insan nüfusu ve gıda kaynaklarını karşılaştırdığımızda kaynakların herkese rahat rahat yetmesi ve kimsenin aç kalmaması gerekir, ama şu anki üretim ve tüketim alışkanlıklarımızla özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaşayan nüfusun %98’i olması gerekenden daha az besleniyor.

Bu konu herkesi ilgilendiriyor ve çözüm üretmek için tüketici dahil gıda zincirindeki herkese sorumluluklar düşüyor. Bir gıda maddesinin üretimi, ticareti ve tüketiminin her aşamasını bir düşünün! Hasat aşamasında tarlada/bahçede kalan mahsul , üretim fireleri, paketleme fireleri, dağıtım zincirinde nakliye ve depolama sırasında yaşanan fireler, marketlerde, satış noktalarında yanlış depolama koşulları, ambalaj deformasyonu, tüketici kaynaklı hatalar (dolaptan ürün alıp, açık rafa koymak gibi) vb nedenlerle veya son kullanım tarihleri bittiği için satılamayan ürünler, bir tüketici olarak eve stokladığımız, hepsini tüketemediğimiz için çöpe giden onca yiyecek… Yemeyip çöpe attığımız her yiyecekle aslında dünyada bir başkasının beslenme hakkını çiğniyoruz .

Üretim sektöründeki firelerin çok ufak bir kısmı derneklere bağışlanıyor, gerisi hayvan yemi olarak değerlendirilmek üzere yönlendiriliyor veya çöpe gidiyor. Bunca yiyeceğin insanlar tarafından tüketilemiyor olması kulağa çok çılgın geliyor gerçekten.

Daha bir kaç gün önce şöyle bir haber okumuştum ve bana kendi tüketim alışkanlıklarımı sorgulatmıştı. Raspov konuşurken de gözümün önünden buzdolabından çıkarıp attığım sebzeler, raf ömrü dolmuş sütler, yarısı yenmiş gerisi çöpe giden yemekler geçti.Haftalık alışveriş yapıp sonra 3-4 günlük seyahate gidince tüketilemeyen onca ürün.Aile alışveriş listemizde ciddi değişiklikler yapmaya karar verdim şahsen.

Tüketici ve üretici sektörle ilgili pek çok konuyu önemsiyor.Gıdaların kalitesi , gıdaların güvenliği, gıdaların yasallığı, gıda savunması, çalışanların sosyal şartları, gıda fabrikalarının çevreye olan etkisi gibi pek çok konuda sorgulayıcıyız. Ama gözardı etmememiz gereken bir gerçek daha var ki dünya nüfusu hızla artıyor.2050 yılında 3 milyardan fazla insan olacağı ve gıda tüketimimizin 2 katına çıkacağı öngörülüyor. Bu nedenle herkesin eşit gıda erişimine sahip olması ve gelecekte olası bir kıtlığın önlenmesi için bu konuya da hepimizin duyarlı davranması , üreticilerin konuyla ilgili farkındalığını artırması ve ucundan da olsa birşeyler yapması gerekiyor.

2014 BRC Konferansından Notlar

Aralık 1, 2014 2 yorum

Geçen hafta BRC Konferansı için Londra’daydım. BRC, her yıl Kuzey Amerika ve Avrupa’da birer şehirde konferans düzenleyip, onaylı eğitmenlerini (ATP) ve belgelendirme firmalarından temsilcileri topluyor, amaç yenilikleri duyurmak, belgelendirme firmaları ve eğitmenlerden geri bildirim almak, BRC’nin sektörle ilgili beklentilerini katılımcılara iletmek. Bu yıl konferans 23-24 Kasım’da Londra’daydı. Pek çok ülkeden 150 katılımcının bulunduğu konferansta Türkiye’den de ben vardım. BRC Conference

Benim şahsen konferanstan iki beklentim vardı: BRC food standardının yeni versiyonuyla ilgili direk BRC’nin yorumlarını, beklentilerini duymak ve ASDA modülüyle ilgili eğitime katılmak .Biraz da uzun zamandır görmediğim bazı arkadaşlarımı ve meslektaşlarımı görmek tabi, bu tip organizasyonlar aynı zamanda telefonla maille sürekli görüştüğünüz insanlarla yüzyüze tanışmanız için de iyi fırsat oluyor. Programda ilk gün daha çok BRC gıda standardına ve 7.versiyonun getirdiği yeniliklere ayrılırken, ikinci gün ambalaj, depolama&dağıtım, acenta&broker standartları konuşuldu. Yıl içinde yaşanan geri çağırma ve geri toplama nedenleri anlatıldı. Şu anda denetçiler dışında çok aktif kullanılmayan BRC directorynin tedarikçi yönetimi için firmalar tarafından nasıl etkin kullanılabileceğinden bahsedildi. Gıda standardının yeni versiyonuyla ilgili notlarımdan bazıları şöyle:

  • Yüksek riskli ürün kategorisinin genişletilmesi ve oda sıcaklığında saklanan ürünler için de ayrı bir yüksek risk tanımı yapılması.Buna neden olarak 6. Versiyon yayınlandıktan sonra geri çağırmaların ciddi bir kısmının bu ürünlerden kaynaklanması gösteriliyor
  • ASDA modülü, hayvan yemi olarak değerlendirilecek gıda, ticari ürünler gibi bazı konularda seçmeli modüllerin eklenmesi
  • Acenta ve brokerlarla ilgili gereklilikler
  • Yeni fundamental maddelerin eklenmesi
  • At eti krizine bağlı olarak tüketicinin kandırılmasının engellenmesi için menşei kontrolleri
  • Enrolment programının üçe ayrılması
  • Standardın Ocak 2015’te belirlenen tüm dillere çevrilerek aynı anda piyasaya çıkması

Benim en çok ilgimi çeken kısımlardan ilki 3 farklı belgelendirme firmasının üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetçi özellikleri ve denetçi onay sürecinin tartışıldığı mini paneldi.Yeni uygulamayla BRC denetçilerinin tek tek her bir ürün kategorisinden onaylanmak için teknik bir sınava girmesinden, onaylanmak için sahip olunması gereken teknik özelliklere kadar detaylar tartışıldı.Çıkan geri bildirimlerin BRC tarafından adil bir şekilde değerlendirileceğini umuyorum.

Diğeri ise ASDA teknik direktörü Phil Shaw tarafından yapılan habersiz denetimlerle ilgili sunumdu. Shaw gerçekten akıcı ve ilgi çekici sunumunda at eti skandalının çıktığı dönemden başlayarak tedarik zincirlerini kontrol etmek için aldıkları aksiyonlardan bahsetti. Pek çok firmanın bildiği gibi ASDA Ekim 2013’ten itibaren tüm tedarikçilerinin tedarikçi denetimlerini ve BRC denetimlerini tamamen habersiz almasını istiyor.BRC içine dahil edilen ve firmalar tarafından gönüllü olarak tercih edilecek olan ASDA modülü sayesinde firmalar ayrı ayrı BRC ve ASDA tedarikçi denetimi yerine kombine bir BRC denetimi de alabilecekler.

Şimdilik hızlı bir özet yapabildim, fırsat buldukça konuşulan konuları daha detaylı yazmaya çalışacağım.

BRC 7. Versiyon Yolda! Neler Değişiyor Haberiniz Var Mı?

Ekim 14, 2014 Yorum bırakın

Yeni bir revizyon dönemiyle karşı karşıyayız. Global Standard For Food Safety ya da diğer adıyla BRC food standardının içeriği 4 yıl aradan sonra yenileniyor. Standardın Ocak ayında çıkması planlanıyor,taslağı henüz göremediniz ve standartta neler değişiyor merak ediyorsanız hazırladığım yazıya göz atmanızı tavsiye ederim.

new_BRC

Standarttaki en büyük yenilik 6. versiyonda saha güvenliği bölümünde geçen maddelerin geliştirilip, uygulanan gıda güvenliği yönetim sistemine entegre edilecek bir TACCP sisteminin oluşturulması ve yürütülmesiyle ilgili bir bölüm eklenmesi.TACCP – (Thread Assesment Critical Control Points) hastalık veya ölüme neden olabilecek zehirli kimyasalların gıda ürünlerine bulaşmasını, terörist saldırı amacıyla gıdaların kullanılmasını ve gıda zincirine uygulanabilecek sabotajları önlemeye yönelik önlemlerin alınmasını sağlamak için kurulan önleyici sistem.HACCP’e benzer şekilde TACCP için de bir ekip kurulması, akış şeması , tehlike analizi yapılması ve kontrol noktalarının belirlenmesi bekleniyor.PAS 996 ve IFS food defense’i uygulayan firmalar için büyük bir sürpriz olmasa da yine de BRC belgeli pek çok firma için çok yeni ve keşfedilmesi gereken bir konu TACCP.

İkinci büyük değişiklik denetim sonunda firmaların performanslarına göre yapılan sınıflandırma sistemi. 6. versiyonda denetim sonunda firmalar aldıkları uygunsuzluk tiplerine ve sayılarına  göre A,B,C ve belge yok şeklinde sınıflandırılırken 7. versiyonda A,B,C,D ve belge yok şeklinde sınıflandırılıyor, D alan firmalar da belgelenebiliyorlar evet. Tahmin edeceğiniz gibi A,B,C,D grupları için gerekli uygunsuzluk limitleri oldukça değişmiş  ve 5’le 5ten az minör alan firmalar için AA  şeklinde yeni bir grade eklenmiş.

Madde içeriklerine baktığımızda izlenebilirlik, tedarikçi değerlendirme, yüksek risk/ yüksek dikkat alanları, müşteri odaklılık, temizlik , hijyen ve pest kontrol bölümlerine ek maddeler konmuş. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan at eti krizine de bağlı olarak ‘menşei’ kontrolü ile ilgili maddeler eklenmiş ama asıl değişiklik olarak standartta   fundamental olarak geçen maddelere yeni bir bölümün eklendiğini görüyoruz: ‘etiketleme ve ambalaj kontrol’  Standarda etiketlemeyle ilgili geniş bir bölüm eklenmiş.

Bu konuyla ilgili ilk yazı için bu kadar genel bilgi yeter sanırım, daha detaylı bilgiyi ilerleyen tarihlerde paylaşacağım.Standartla ilgili sorularınız için bana evren.efe@saiglobal.com mail adresimden veya iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.

Gıda Güvenliği Standartlarına Göre Gıda İşletmelerinde Hijyenik Dizayn

Nisan 8, 2013 2 yorum

  Bu yazım İstanbul Gıda Mühendisleri Odası’nın Dergisi’nde yayınlanmıştır.


 BRC food, IFS, FSSC 22000 gibi uluslararası standartların amacı tüm dünyada gıda sektöründe belli bir standardı sağlamak ve bu tesislerde üretilen ürünlerde herhangi bir fiziksel, kimyasal, biyolojik tehlike bulunmasını engellemektir
.Kalite yönetim sistemi, HACCP, ürün kontrol , proses kontrol gibi konuları da içeren standartların çok büyük bir kısmını saha ve ekipman tasarımıyla ilgili gereklilikler oluşturmaktadır.Perakendeciler tarafından hazırlanan bu standartlarda bu bölümlerin bu kadar geniş olmasının bir nedeni de geçmiş yıllarda yaşanan geri çağırmaların büyük bölümünün yabancı madde nedeniyle olması ve bu yabancı maddelerin bir kısmının da  bina ve ekipman kaynaklı olmasıdır.

 Bir tesisin tasarımı tesisin kurulacağı alana doğru karar vermekle başlar.Yakınında bataklık, su birikintisi, hayvan çiftliği, atıklarıyla etrafı kirleten başka tesisler olan bir alana fabrika kurulduğunda oluşacak  kontaminasyon ve haşere istilası problemini sonradan çözmeye çalışmaktansa bu alana fabrika kurulmaması sağlanmalıdır. Daha fazlasını oku…

BRC food Denetçi Eğitimi Açıyoruz (7-10 Mayıs)

Nisan 5, 2013 Yorum bırakın

Blogumla ilişkim biraz çalkantılı sanki, bazen üstüste yazılar yazıyorum, bazen aylarca yüzüne bakamıyorum. Son aylarda da yoğun bir iş temposu nedeniyle bloga dokunamamıştım. Şimdi yine buradayım ama giriş nedenim yeni yazı eklemek değil mayıs ayında vereceğim, yeterli katılımcı olduğu için açılacağı kesinleşen bir eğitimle ilgili bilgi vermek. Bu sık sorulan ve sürekli açılmayan bir eğitim olduğu için belki ilgilenenler olabilir, buradan duyurmakta da fayda var diye düşündüm.

Eğer BRC denetçisi olmak gibi bir kariyer planınız varsa, ya da tedarikçilerinizi denetlemek için BRC denetim uygulamalarını kullanmak istiyorsanız, BRC food iç denetimi yapıyorsanız, çalıştığınız firmada BRC Sisteminden sorumluysanız, BRC standardına göre sistem kuran danışmansanız, ya da BRC standardı ne anlatır ve denetimi nasıl yapılır merak ediyorsanız bu eğitim sizin için !

Eğitim toplam 4 gün sürüyor , 7-10 Mayıs tarihlerinde İstanbul Taksim’de anlaşmalı otellerimizden birinde düzenlenecek.  Eğitimde detaylı bir şekilde BRC standardının gerekliliklerinden, bu gerekliliklerin nasıl yorumlanması ve denetlenmesi gerektiğinden, BRC denetim prosedürlerinden, denetçi özelliklerinden, BRC’ye göre risk kategorilerinin ayrılmasından bahsedeceğim ve son gün tüm bu konuları içeren bir sınav yapılacak. Sınavda başarılı olan katılımcılar BRC onaylı bir sertifika alacak ve BRC portala işlenecekler.

Eğer eğitimle ilgilenir ve detaylı bilgi almak isterseniz evren.efe-et-saiglobal.com adresinden benimle veya selin.girgin-et-saiglobal.com adresinden Selin hanım’la iletişime geçebilirseniz sevinirim.Telefon numaramız da 0 212 3189083.
Sizi aramızda görmekten memnuniyet duyacağız.

Müşteri Denetimi Mi, Belgelendirme Mi ?

Aralık 13, 2012 Yorum bırakın

Audit Dün bir toplantıda bir tedarikçinin müşterisine yaptığı sunumu izliyordum, 1980’lerde ürettikleri ürünü direk satıcıyla görüşerek sattığından bahsediyordu.Ne müşteri ziyaretleri, ne müşteri denetimleri, ne de yönetim sistemi belgeleri, kendilerinden hiç bir şey talep edilmeden kolayca ürün satabiliyormuş. Çok çılgın gelmiyor mu kulağa?  Zaman içerisinde tüketici ve müşteri beklentileri değiştikçe ‘mecburen‘ farklı sistemleri kurup , geliştirip otuz yılda firma olarak geçirdikleri değişimi tüm aşamalarıyla anlatırken salondaki herkesin çok etkilendiğini belirtmeliyim.

Bu sunum bana büyük alıcıların gıda sektörü üzerindeki etkisini bir kez daha düşündürdü. Ana amaç ticaretin sürekliliğini sağlamak elbette, ama büyük alıcıların markalarını korumak, tüketici memnuniyetini ve güvenliğini sağlamak , hatta ürünlerin üretildiği fabrikalarda çalışanların refahını sağlamak için kendilerince gösterdikleri çaba inanılmaz. Bunun için uluslararası ve lokal ekipler kuruyor, tüm tedarikçileri ürün güvenliği, yasallığı, etik ticaret açısından sürekli değerlendirip,tüm raporları , aksiyonları takip ediyor, tedarikçilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Daha fazlasını oku…

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 446 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: